Danışma Kurulu Oluşturan Karıncalar

Karınca kolonilerindeki iş bölümü, düzen ve bu küçük canlıların birbirlerine olan bağlılıkları, günümüzde karıncalar üzerinde yapılan birçok araştırmada karşılaşılan önemli bir gerçektir. Karıncalar gibi bir arada yaşayan canlılar arasındaki bu sosyal dayanışmanın kaynağı Allah'ın üstün yaratma sanatıdır. Karınca kolonilerinin günlük yaşamları ve sosyal düzenleri incelenerek yapılan bu araştırmanın sonucunda ise karıncaların yuva yerlerini belirlerken birbirlerine danıştıkları hatta bunun için kendi aralarında özel bir danışma kurulu oluşturdukları ortaya çıkmıştır. Stephen Pratt'ın yürüttüğü araştırmada, Avrupa kıtasının karınca türlerinden biri olan leptothorax albipennis karıncalarının, yuvasız kaldıklarında nasıl davranacaklarını görmek amacıyla yuvaları yaşadıkları ortamdan alınmıştır. Bu işlem sonucunda yuvasız kalan karınca grubundan ayrılan keşifçi karıncaların, yeni yuva için uygun bir yer arama işine koyuldukları gözlenmiştir. Keşifçi karıncalar uygun olduklarını düşündükleri yerleri araştırıyor, çevre hakkındaki özellikleri belirlemeye çalışıyorlardı. Tek başlarına incelemeyi bitiren keşifçi karıncalar eski yuvalarına gidip, kolonideki diğer karıncalardan birkaçını yanlarına alarak, yeni yuvanın muhtemel yerine götürüyorlardı. Amaç aynı incelemeni bu sefer birlikte yapılmasıydı. İncelemeyi bitiren ekibin de aynı ilk karıncada olduğu gibi, eski yuvanın bulunduğu yere gidip yeni bir karınca ekibini incelemeye davet ettiği ve bunun yuva yerinde karar kılınıncaya dek sürdüğü izlendi. Pratt, başka bir karıncayı çağırmadan önce tekrar tekrar düşünüldüğünü, hatta potansiyel bir yuva mekanıyla karşılaşan bir karıncanın bu noktayı çok beğenmemesi durumunda orada daha detaylı bir inceleme yapıldığını tespit etmiştir ve bu durumu kendi sözleriyle şöyle ifade etmektedir: "Karıncalar yuva arkadaşları ile aralarında bir tür anket çalışması yürütüyorlar." Araştırmalar sırasında bir karıncanın, yuva yeri arayışı sırasında yeni bir noktaya gelip orada birçok karıncayla karşılaşması durumunda ise farklı davrandığı belirlendi. Yeni gelen karınca diğer karıncaların yuva için yeri beğenmiş olduklarına kanaat getirip, hemen yiyecek ve larvaları yeni yuvaya taşıma işine koyuluyor, böylelikle yuvanın inşasına başlanmış oluyordu. Deneyde karıncaların kendi bilgilerini yeterli görmediği, bunun için başka karıncalara danıştıkları ve bu amaçla anket benzeri bir çalışma ortaya koydukları bilim adamlarınca aktarılıyor. Bu davranışı ortaya koyan karınca, adeta satılık bir ev görmüş de ailesinin diğer üyelerinin fikrini almak için evi onlara da gösterme ihtiyacı duyan, akıl sahibi bir insan gibi hareket etmektedir. Basit bir böcek olan karıncanın, ailesinin en rahat edeceği evi aramaya girişmiş bir insan gibi davranması, üstelik tereddüt ettiği yerlerde daha uzun süre geçirmesi, çok gelişmiş bir beyne sahip olduğunu düşünmemize yol açacak kadar olağanüstü bir davranıştır. Elbette ki karıncaların gelişmiş bir beyni ve düşünme yeteneği yoktur. Peki ama karıncaların bu davranışları nasıl ortaya çıkmış olabilir? Evrimcilere göre herşey tesadüflerin eseridir ve bu desteksiz iddiaya göre karıncalar da zamanla başka canlılardan evrimleşip kendi kolonilerini kurmuşlardır. Oysa böyle bir iddia akıl dışıdır. Çünkü karıncalar arasında müthiş bir dayanışma vardır. Yani bir koloninin var olabilmesi için o kolonideki besin toplayıcı, işçi, asker, kraliçe ve diğer sayısız görevi yerine getiren karıncaların aynı anda, aynı yerde bulunmaları gerekmektedir. Yoksa koloninin hayatta kalması mümkün değildir. Yani böylesine kompleks bir sistemin tüm elemanlarının aynı anda mevcut olması gerekmektedir. (İndirgenemez Komplekslik İlkesi: Ortak bir fonksiyonu yerine getiren ve birbirlerine dayanarak işlev gören elemanların oluşturduğu sistem aşamalı gelişmelerle var olmuş olamaz. Çünkü bir parçanın eksikliği durumunda, diğerleri bir işe yaramaz, anlamsız parçalar haline gelir. Bu ilke, aşamalı evrim teorisini kesin olarak yıkmaktadır.) ABD'nin Tempe kentindeki Arizona State Üniversitesi'nde karıncaların sözde evrimini araştıran Jennifer Fewett, söz konusu deneyi evrim açısından yorumlarken, karıncaların bu olağanüstü davranışlarının kökenini açıklamaktan açıkça kaçınmaktadır: "Bu davranış modelleri, doğal seleksiyon tarafından kayrılmış olmak yerine, bireyler arasındaki karşılıklı ilişkilerin kaçınılmaz bir sonucu olarak görünmektedir. Biz bu davranışların ilk olarak nasıl ortaya çıkmış olabileceklerini incelemek yerine bu olaylara evrimci bir perspektiften bakıyoruz" Fewett'in bu itirafları, evrimcilerin kökenini açıklamakta çaresiz kaldıkları konularla karşılaşınca başvurdukları kaçış tekniklerine iyi bir örnek oluşturmaktadır. Çünkü karıncaların sahip olduğu mükemmel organizasyonda ve yaptıkları bilinçli hareketlerde ortaya çıkan aklın kökenine, tesadüflere dayalı bir teoriyle açıklama getirmek imkansızdır. Bunun farkında olan evrimciler de bu tip konularda çıkmaza girdiklerini itiraf etmektedirler. Şüphesiz canlılarda gözlemlenen bu gibi olağanüstü davranışların ve mucizelerle dolu tasarımların yaratıcısı, alemlerin Rabbi olan Allah'tır ve bu gerçek yapılan her bilimsel araştırmada bir kere daha ortaya çıkmaktadır. Allah, üstün yaratma sanatını bir ayette şöyle açıklar: "Biz gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisi arasında bulunan şeyleri batıl olarak yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır. Ateşten (görecekleri azabtan) dolayı vay o inkâr edenlere." (Sad Suresi, 27)
 

Design in CSS by TemplateWorld and sponsored by SmashingMagazine
Blogger Template created by Deluxe Templates