Geyiklerin Alarm Sistemi

Geyikler ortamın güvensiz olduğunu anladıklarında ön ayaklarından birini yere vurarak diğer geyiklere tehlikeyi haber verirler. Eğer tehlikenin çok yakında olduğunu anlarlarsa hem ön ayaklarından birini yere vururlar hem de kuyruklarını dikleştirerek sarkaç gibi sallamaya başlarlar. Narin yapısıyla yırtıcı hayvanlara kolayca yem olabilecek bu sevimli canlılar birlikte hareket ederek korunabilmektedir. Bu hayvanlara birbirlerini kollama içgüdüsü veren Rahman ve Rahim olan Allah'tır. Bir Kuran ayetinde Yüce Allah yeryüzündeki tüm canlıları denetlediğini şöyle bildirmiştir: "Ben gerçekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a tevekkül ettim. O'nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiçbir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdoğru bir yol üzerinedir (dosdoğru yolda olanı korumaktadır.)" (Hud Suresi, 56)

Allah (cc)'nin Detay Sanatı: Yaratılış Harikası Sinekten İşitme Cihazına

Mevcut işitme kaybının ilaç ya da ameliyatla düzelme ihtimalinin olmadığı veya ameliyatların riskli bulunması durumunda dışarıdan gelen seslerin şiddetini yükseltmek amacıyla bilim adamları tarafından işitme cihazları tasarlanmıştır. İşitme cihazları genellikle iç kulakla ilgili (sensörinöral) işitme kayıplarında, bazen de orta kulak problemlerinde kullanılır. Ancak araştırmacılar daha hassas işitme cihazları üreterek sesi doğala daha yakın şiddet ve kalitede yakalamaya çalışmışlardır. Bu çalışmalardan biri de California Üniversitesi Beyin Araştırma Enstitüsü'nün fizyoloji bölümündeki araştırmacılar tarafından gerçekleştirilmiştir. Araştırmacılar bu amaçla doğadaki işitme sistemlerini incelemeye almışlardır.
Ormıa Ochracea Adlı Sinek Türünün Kulağındaki Mükemmel Sistem: Yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda Ormia ochracea adlı sinek türünün kulağının, sahip olduğu olağanüstü sistemle işitme cihazı dizaynında bir devrim yapacağı anlaşılmıştır. Bu sineğin kulağı, sesin geldiği yönü mükemmel bir şekilde tespit edecek şekilde yaratılmıştır. Nörobiyolog Ron Hoy, bu durumu şöyle anlatır: “Bugüne dek, sesin geldiği yönü tayinde insan kulağının en iyi olduğunu zannediyorduk. Birbirinden 15 cm uzaklıkta yer alan iki kulağımız sayesinde, ses kaynağının yeri hakkında yeterli ipucu elde edebiliyoruz. Oysa Ormia sineği, kulaklarının arasında yarım milimetrelik bir mesafe olmasına rağmen sesin kaynağını tüm canlılardan daha iyi tespit edebiliyor.” (Peter M.Narins Acoustics: In a Fly's Ear, Nature 410, 644-645 (200))

Bedenimizin Her Yeri Neden Aynı Hassasiyete Sahip Değildir?


Kör bir insan, parmak uçları ile Braille alfabesini (kör alfabesini) okur. Ancak bunu, vücudunun bir başka yeriyle örneğin parmağın eklem yerleri ya da dış yüzeyleri ile yapamaz. Çünkü parmak uçlarındaki algıya hassasiyet derecesi, alıcı sayısı ile bağlantılı olarak çok daha fazladır. Vücut yüzeyine yayılmış halde 640.000 kadar hassas deri alıcısı vardır. Parmak uçlarında yoğun olarak m2'de 9.000 tane alıcı bulunmaktadır. Bu alıcılar, parmak uçlarımızdaki hafif bir sürtünmeye bile milisaniye içinde tepki verirler. Bu sayede parmak uçlarımızla çok hassasiyet gerektiren işleri yerine getirebiliriz. Ancak sırtımız parmak uçlarımız gibi hassas değildir. Bu da son derece hikmetlidir. Eğer aksi olsaydı, sırtımız en ufak bir pürüzü yoğun olarak hissedeceği için elbiselerin vücudumuza değmesi veya bir yere yaslanmak son derece rahatsız edici olurdu. Diğer taraftan bir nesnenin yumuşaklığını sertliğini algılamamız veya bir şeye dokunmamız için parmağımız yerine sırtımızı kullanmamız gerekirdi. Bu detaylar düşünüldüğünde, Yüce Allah’ın vücudumuzu ihtiyacımıza ve kullanım kolaylığına yönelik çok özel bir yaratılışla var ettiği açıkça görülmektedir.

Vücut Sıcaklığını Ayarlayan Mucize Hücreler

Her insanın normal vücut sıcaklığı 36.5-37 derecedir. Vücudunuzun ısısının kaynağının ne olduğunu ve bu ısıyı neyin daima sabit tuttuğunu hiç düşündünüz mü? Evleri ısıtmak için genellikle kalorifer sistemi kullanılır. Bu sistemin bir de sıcaklığın derecesini ayarlayan termostatı bulunur. Ev sahibi termostatı istediği dereceye getirerek, evin dilediği kadar ısınmasını sağlar. Peki insan vücudundaki kalorifer sistemi nedir ve termostatın ayarı nasıl yapılmaktadır? Vücudun ısı kaynağı, insan vücudundaki 100 trilyon hücredir. Hücrelerin faaliyeti sırasında belirli bir ısı açığa çıkar ve bu ısı vücudun ısınmasına neden olur. İşte bu mikro kaloriferlerin her birinin ne kadar ısı vermesi gerektiğini düzenleyen, yani vücudumuzdaki termostatı Allah'ın ilhamı ile ayarlayan ise küçücük bir molekül olan tiroksin hormonudur. Hücrenin çalışırken belirli bir ısı yayması,
100 trilyon hücrenin yaydığı ısının toplamının insan yaşamı için tam gerektiği kadar olması,
Tiroksin moleküllerinin hücrenin ne kadar ısı yayması gerektiğini ve bu ısının nasıl artırılacağını biliyor olmaları başlı başına birer mucizedir.Böylesine ince planlanmış bir sistemin tesadüfen meydana geldiğini düşünmek, bir bilgisayarın ya da televizyonun tesadüfen meydana geldiğini düşünmekten çok daha akıl dışı bir iddia olur. Çünkü bu sistemin çalışabilmesi için şu an burada detayları anlatılmayan, ancak moleküler boyutta gerçekleşen özel planlanmış yüzlerce ayrıntı bulunmaktadır. Bu sistemi yaratanın üstün bir akıl ve güç sahibi olan Yüce Allah olduğu çok açık bir gerçektir. Allah’ın yaratma sanatı ile ilgili olarak bir ayette şöyle buyrulmaktadır:
"Göklerin ve yerin yaratılması ile dillerinizin ve renklerinizin ayrı olması, O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, alimler için gerçekten ayetler vardır. " (Rum Suresi, 22)

Sesimizdeki Kimlik

Her insanın ses oluşumunda görev alan organlarını kullanış şekli farklıdır. Bu nedenle herkesin kendine ait bir ses tonu vardır. Ancak eğer Allah dileseydi bütün insanlar aynı sesle konuşabilir, her yerde aynı ses tonunu da işitebilirlerdi. Kendi sesimiz, annemizin sesiyle, arkadaşlarımızın veya komşumuzun sesi ile aynı olabilirdi. Bunun yanında aynı ses tonuyla bütün insanların telefonla irtibat kurmaları pek çok açıdan riskli ve güç olurdu. Çünkü herkes birbiri adına konuşma yapabilir, bu durumda insanları ayırt etmek mümkün olmazdı. Ayrıca birbirinden farklı güzellikteki insan sesleri olmayacağından tek düze bir müzik anlayışına sahip olurduk. Ancak alemlerin Rabbi olan Allah büyük bir nimet ve lütuf olarak insanlar arasındaki iletişimi kolaylaştırmak ve zevk alacakları şarkılar ve sohbetler oluşturmak için; onları birbirinden farklı ve benzersiz ses tonları ile yaratmıştır. Yeni doğan bebeklerin gırtlakları yetişkinlere göre yüksektedir. Böylece henüz konuşmadığı için gırtlak yapısına gereksinim duymayan bir bebek, süt emerken aynı anda nefes alabilir ve yetişkinlerde olduğu gibi yuttuklarının nefes borusuna oradan da akciğere kaçma riskini taşımaz. Ancak ileride konuşma için zorluk çıkaracağından, çocuk konuşma çağına girmeden, gırtlak aşağıya iner. Yani tam gereken zamanda tam gereken şekilde gelişir. Bu elbette Yüce Allah’ın yaratma sanatındaki detayı ve üstün aklı gösteren örneklerden yalnızca biridir.
Allah, sizi annelerinizin karnından hiç bir şey bilmezken çıkardı ve umulur ki şükredersiniz diye işitme, görme (duyularını) ve gönüller verdi. (Nahl Suresi/ 78)

Fennec Tilkileri

Çölde yaşayan canlılardan biri olan krem renkli fennec tilkileri, Afrika ve Arabistan'ın kumlu çöllerinde yaşarlar. Tilki ailesinin en küçük bireyleri olan bu canlılar, çok büyük kulaklara sahiptirler. Bu büyük kulaklar sadece avlarının yerini tespit etmeye yaramakla kalmaz, aynı zamanda vücut sıcaklığının dışarı atılmasını sağlayan birer soğutucu işlevi görür. Kızıl kahve tonlarında kürkleri ve gür siyah tüylü kuyrukları olan Fennec tilkilerinin pençeleri de zorlu çöl koşullarında yaşamaları için en uygun şekilde yaratılmıştır. Pençelerinde bulunan tüylü taban sayesinde, kumda koşarken çok daha kolay tutunabilirler. Allah bu tilki türünü çölün zorlu koşullarında ihtiyaç duyacağı özelliklere sahip olarak yaratmıştır.Allah doğunun da batının da Rabbidir, çölde yaşayan ufak bir canlıya da kutupta yaşayan bir böceğe de rahmet eder, ilmiyle kuşatır.
Doğu da Allah'ındır, batı da. Her nereye dönerseniz Allah'ın yüzü (kıblesi) orasıdır. Şüphesiz ki Allah, kuşatandır, bilendir. (Bakara Suresi, 115)

Hatasız Sayı Sayan Afrika Antilopları

Bazı canlı türleri bedenlerini temizlemek için dişleriyle tımarlama yöntemini kullanırlar. Afrika antilopları da bu canlı türlerinden biridir. Tımarlama yönteminde dişleriyle bedenlerini kazıyarak kene türü asalakları temizlerler. Ancak bu kazıma işlemini gerçekleştirirken aynı zamanda baş ve boyun kısımlarındaki ulaşamadıkları bölgeleri tımarlamaları için bir yardımcıya ihtiyaç duyarlar. Bu noktada bilim adamları antilopların işbirliği ile tımarlama işlemini gerçekleştirdiklerini görmüşlerdir. Olayın mucizevi yönü, antilopların birbirlerini her defasında aynı oranda tımarlamalarıdır. Bilim adamlarının hem Doğu ve Güney Afrika’nın bozkırlarında ve vahşi bölgelerinde yaptıkları hem de San Diego Hayvanat Bahçesi’nde yaptıkları tüm gözlemler aynı sonucu vermiştir. Kaliforniya Üniversitesi’nden Fizyoloji ve Davranış Bilimi Profesörü Veteriner Ben Hart bu mucizeyi şöyle açıklamaktadır: Yaptığımız her çalışma göstermektedir ki, antilopların tımarlama işlemi programlanmıştır. Tımarlamanın oranını belirleyen bir biyolojik saat bulunmaktadır. Bu mucize, uzmanlar tarafından aynı zamanda doğada bulunan en çarpıcı karşılıklı fedakarlık örneği olarak tanımlanmaktadır. Eğer Afrika antiloplarından biri partnerini altı defa tımarlarsa, partneri de karşılık olarak altı defa tımarlamaktadır. Afrika antiloplarının tımarlama özelliklerindeki bir diğer ilgi çekici nokta ise, yeni doğan yavru antilopların da doğumlarının ikinci haftasından itibaren tımar sayısını hesaplamaya başlamalarıdır. Afrika antiloplarının uzmanlar tarafından “programlanmış” olarak adlandırılan bu özellikleri ve fedakarlıkları son derece hayranlık uyandırıcıdır ve Yüce Rabbimiz’in ilminin canlılar üzerindeki tecellilerinden yalnızca bir tanesidir.

Dadı Arılar Larvalarla Nasıl İlgilenir?

Bazı canlı türlerinde yavruların bakımı diğerlerine göre daha fazla özen gerektirir. Özellikle yumurta, larva, pupa gibi değişik evrelerden geçerek erişkin hale gelen canlılarda, her evrede farklı yönde bir bakım uygulanır. Arılar da farklı büyüme evrelerinden geçerler. Arı yavruları, sırasıyla larva ve pupa evrelerini tamamlayarak erişkin hale gelirler. Kraliçe arının yumurtaları bırakması ile başlayan bu dönem boyunca arı yavrularına son derece özenli ve dikkatli bir bakım uygulanır. Arı kovanlarındaki yavruların bütün sorumluluğu işçi arılara aittir. İşçi arılar öncelikle kraliçenin yumurtlaması için peteklerin içinde özel olarak belirlenmiş bir bölgede kuluçka hücreleri hazırlarlar. Bu hücrelere yumurtlamak için gelen kraliçe arı, hücrenin temizliğini ve uygunluğunu kontrol ettikten sonra her peteğe birer yumurta bırakarak ilerler. Yumurtaların gelişimi için gerekli olan şartların sağlanmasından, yumurtadan çıkacak larvaların ihtiyaçları olan besin maddelerinin temin edilmesine, hücre sıcaklıklarının sabit tutulmasından, özel hücre kontrollerine kadar pek çok şey özel olarak ayarlanır. İşçi arılar, detaylı metodlar kullanarak larvalara çok dikkatli bir bakım uygularlar. İşçi arılar bu yeni doğmuş larvaları son derece dikkatli ve özenli bir şekilde beslerler. Öyle ki tek bir larvanın büyüme dönemi boyunca yaklaşık 10.000 kere işçi arılar tarafından ziyaret edildiği tespit edilmiştir. Larvalar yumurtadan çıktıktan sonraki ilk üç günleri boyunca arı sütü ile beslenirler. Larva dönemi arıların sürekli beslendikleri ve beden olarak en çok geliştikleri dönemdir. Arı larvaları bu dönemdeki düzenli beslenme sonucunda 6 gün içerisinde ilk ağırlıklarının 1500 katına kadar ulaşırlar. Kovanda bulunan binlerce larvaya karşılık bir o kadar da dadı işçi arı vardır. Sürekli hareket halinde olan bu dadı arılar yumurtaları ve larvaları kolaylıkla kontrol altında tutarlar. Kovanda binlerce arı larvası olmasına ve bu larvaların beslenme şekillerinin günlere göre değişiklik göstermesine rağmen hiç karışıklık çıkmaz. Larvaların hangisinin kaç günlük olduğu, hangisinin ne ile besleneceği gibi detaylar işçi arılar tarafından hiç atlanmaz. Bu son derece şaşırtıcıdır, çünkü hücrelerde kraliçe arı tarafından farklı dönemlerde bırakılan ve farklı büyüklüklere sahip olan pek çok yumurta vardır. Ve yavru arılar özellikle larva döneminde kaç günlük olduklarına göre bir beslenme programına tabi tutulurlar. Buna rağmen dadı arılar larvaların beslenmesinde bir problem yaşamazlar. Çünkü bu canlılar da evrendeki tüm varlıklar gibi Yüce Allah’ın ilhamı ile hareket ederler. Allah üstün güç sahibi olandır.

ZEBRA ÇATAL KUYRUKLU KELEBEKLER

Zebra çatal kuyruklu kelebeklerin üst kısımları adlarından da anlaşılacağı gibi zebraya benzeyen çizgileri olan siyah ve beyaz renklerden oluşmaktadır. Kelebeğin kanatlarındaki bu desenlerin düşmanlarının dikkatini kuyruğuna doğru yönelttiği düşünülmektedir. Bu kelebek için önemli bir savunma sistemidir. Çünkü kanatlarındaki bu yapı sayesinde bir kuş, kelebeğin kuyruğuna gagası ile çarptığında dahi kelebek için hayati bir tehlike söz konusu olmaz. Çünkü kopan kuyruk kelebeği etkilemez.
Yan taraftaki resimde ise bu kelebek türünün, kelebek olmadan önceki (koza içindeki) hali görülmektedir. Kozalar dış görünüş olarak bir yaprağa benzedikleri bu evrede ipek bir kuşakla bulundukları yere bağlanırlar. Diğer kelebeklerin pupalarında olduğu gibi bu kelebeklerin pupaları da zamanı geldiğinde kenarlardaki dikiş yerlerinden ayrılır. Ve bu şekilde kozada bir kapak ortaya çıkmış olur. Kozadan çıkmaya çalışan kelebek bu kapağın arkasını iter, yukarıya doğru yuvarlanır ve kuruması için kanatlarını bir süre aşağıya doğru asılı bir şekilde tutar. Kozanın yapısındaki bu özel tasarımın tesadüflerle oluşabileceğini öne sürmek elbette ki imkansızdır.(Thomas Emmel, Florida's Fabulous Butterflies, s. 61)
Kelebeğe koza halindeyken korunaklı bir barınak sağlayan, kozadan çıkınca kanatlarındaki renkleriyle savunma sağlayan; kuşkusuz kendi renginden habersiz bir kelebek olamaz.Allah, yeri göğü ve tüm canlıları üstün aklıyla kusursuz şekilde yaratmıştır.


Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı. Emir, bunların arasında durmadan iner; sizin gerçekten Allah'ın her şeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah'ın ilmiyle her şeyi kuşattığını bilmeniz, öğrenmeniz için. (Talak Suresi/ 12)
 

Design in CSS by TemplateWorld and sponsored by SmashingMagazine
Blogger Template created by Deluxe Templates