Istakoz gözü diğer birçok canlının gözünden farklı olarak "kırılma" değil, "yansıma" prensibiyle çalışır. Istakoz gözünün ilk dikkat çeken özelliği, yüzeyinin çok sayıda kareden oluşmasıdır. Bu kareler, son derece düzgündür. Amerikalı biyolog Hartline, Science dergisindeki bir makalesinde şöyle der: "Istakoz bugüne kadar gördüğüm en dikdörtgene benzemez canlıdır. Ama mikroskop altında, ıstakozun gözü kusursuz bir grafik kağıdına benzemektedir." Istakoz gözü üzerindeki bu düzgün kareler, aslında birer kare prizmanın ön yüzeyidir. İşin daha da dikkat çekici yanı ise, ıstakoz gözündeki bu kare prizmaların her birinin iç yüzeyinin "ayna" yapısında olmasıdır. Bu ayna benzeri yüzeyler ışığı kuvvetli biçimde yansıtır. Bu tasarımın en önemli noktası ise, bu ayna yüzeylerden yansıyan ışığın, daha arka taraftaki retina üzerine kusursuz bir biçimde odaklanmasıdır. Gözün içindeki bu prizmalar öyle bir açıyla yerleştirilmiştir ki, hepsi ışığı hatasız bir biçimde tek bir noktaya yansıtır. Istakoz gözündeki bu tasarımın evrim teorisi adına çok büyük bir sorun oluşturduğu ise açıktır. Öncelikle, göz, "indirgenemez komplekslik" özelliğine sahiptir. Eğer bu gözün ön kısmındaki kare hücreler ve bu hücrelerin yansıtma özelliği olmasa veya arkadaki retina tabakası bulunmasa, göz hiçbir şekilde işlev görmeyecektir. Dolayısıyla ıstakoz gözünün "kademe kademe" oluştuğu ileri sürülemez. Bu denli mükemmel bir tasarımın bir anda tesadüfen oluştuğunu öne sürmek ise, tümüyle akıl dışıdır. Açıktır ki, Allah, ıstakozun gözünü bu mükemmel sistemiyle birlikte yaratmıştır.
skip to main |
skip to sidebar
Istakoz gözü diğer birçok canlının gözünden farklı olarak "kırılma" değil, "yansıma" prensibiyle çalışır. Istakoz gözünün ilk dikkat çeken özelliği, yüzeyinin çok sayıda kareden oluşmasıdır. Bu kareler, son derece düzgündür. Amerikalı biyolog Hartline, Science dergisindeki bir makalesinde şöyle der: "Istakoz bugüne kadar gördüğüm en dikdörtgene benzemez canlıdır. Ama mikroskop altında, ıstakozun gözü kusursuz bir grafik kağıdına benzemektedir." Istakoz gözü üzerindeki bu düzgün kareler, aslında birer kare prizmanın ön yüzeyidir. İşin daha da dikkat çekici yanı ise, ıstakoz gözündeki bu kare prizmaların her birinin iç yüzeyinin "ayna" yapısında olmasıdır. Bu ayna benzeri yüzeyler ışığı kuvvetli biçimde yansıtır. Bu tasarımın en önemli noktası ise, bu ayna yüzeylerden yansıyan ışığın, daha arka taraftaki retina üzerine kusursuz bir biçimde odaklanmasıdır. Gözün içindeki bu prizmalar öyle bir açıyla yerleştirilmiştir ki, hepsi ışığı hatasız bir biçimde tek bir noktaya yansıtır. Istakoz gözündeki bu tasarımın evrim teorisi adına çok büyük bir sorun oluşturduğu ise açıktır. Öncelikle, göz, "indirgenemez komplekslik" özelliğine sahiptir. Eğer bu gözün ön kısmındaki kare hücreler ve bu hücrelerin yansıtma özelliği olmasa veya arkadaki retina tabakası bulunmasa, göz hiçbir şekilde işlev görmeyecektir. Dolayısıyla ıstakoz gözünün "kademe kademe" oluştuğu ileri sürülemez. Bu denli mükemmel bir tasarımın bir anda tesadüfen oluştuğunu öne sürmek ise, tümüyle akıl dışıdır. Açıktır ki, Allah, ıstakozun gözünü bu mükemmel sistemiyle birlikte yaratmıştır.
Borneo'da yetişen boğazlayan türü incir ağacı, bir tür yabanarısı ile ortak bir yaşam sürdürür. İncir, yabanarılarının yumurtaları için güvenli bir barınaktır. Buna karşılık yabanarıları da polenlerini taşıyarak incirin döllenmesine yardımcı olurlar. İncirin olgunlaşması ile birlikte incirin içine bırakılmış olan yabanarısı larvaları da olgunlaşır. Haftalar sonra yumurtalardan kanatsız ve kör olan erkek yabanarıları çıkar. Erkek arılar çiçeğin dişi organının duvarlarını açarak içeriye girer ve burada bulunan dişi yabanarısı ile çiftleşirler. Erkek yabanarısının kısa hayatındaki son görevi eşi için bir çıkış tüneli açmaktır. Erkekler genellikle yüzeye çıkar çıkmaz ölür. Hamile dişi yabanarısı yumurtalarını bıraktığı incirin içinde bulunan erkek çiçekten aldığı polenleri taşıyarak birbirine bağlar. Bulunduğu ağaçtan başka bir tanesine doğru uçarak, olgunlaşmamış incirin alt kısmındaki dişi organın bulunduğu yere girer. İncirin içindeki labirentler boyunca ilerler. Yumurtalığının ulaştığı her çiçeğin dişi organına bir yumurtasını bırakır ve çiçeğin polenlerini her yere sürer. Dişi yabanarısı da erkek gibi görevini tamamladığında ölür. Bir süre sonra dişi yabanarısının bıraktığı yumurtalardan yeni yabanarıları çıkar. Bunlar da polenlerle kaplı olarak daha önce erkek yabanarısı tarafından açılan tünelden dışarı çıkarlar. Ve üreme zincirine devam etmek için başka bir incire geçerler. (evrimefsanesi.com) Yabanarısının böyle bir yöntemi kendi kendine bulması, kendi iradesiyle bu zinciri oluşturmaya karar vermesi ve bunu diğerlerine öğretmesi imkansızdır. Bu detayların tümü Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah tarafından yaratılmıştır.
Uçan Böcekler Kanatlarını Kuşlardan Farklı Yönde Kullanıyorlar
Böceklerin kanatlarını çırpması, birkaç istisna dışında, “aşağı-yukarı” yönlerde değil, “ön-arka” doğrultusundadır.( a.g.e.) Bu, gerçekten ilginç bir durumdur. Çünkü bu canlıların kanatlarını öne arkaya hareket ettirerek uçmaları mucizevi bir başarıdır. Böcek kanatlarını öne doğru iterken kanadının üst yüzü yukarı bakar, kanadın arkaya hareketinde ise kanadın altı yukarıya bakmaktadır. Örneğin bilim adamları sineğin uçuşunun hayret verici olduğunu şu şekilde anlatmışlardır: “İlk bakışta, sinek her şeyi yanlış yapıyor gözüküyor. Birincisi, sertlik için biraz buruşmuş da olsa, düz bir kanadı vardır ve herhangi bir aerodinamik yüzeyden yoksundur. İkincisi kanatlarını havada akım ayırma ve tutunma kaybı açılarının sınırlarının üzerinde hareket ettiriyorlar. Aerodinamik kurallara uymamalarına rağmen, sinekler uçmayı nasıl başarıyor?” (A.g.e) Sineğin bu gizem dolu uçuşunun sırrını çözmek için yapılan matematiksel hesaplamalar ve bilgisayar analizleri o kadar kompleksti ki, bilim adamları en güçlü bilgisayarlarla bile sonuca ulaşamadılar. ( www.sciam.com ; Michael Dickinson, Scientific American, Solving the Mystery of Insect Flight, June 2001) Bunun üzerine bilim adamları, uçan böceklerin bir tür modelini çıkarttılar. Bu model, sineğin boyutlarından daha büyüktü ve kanatlarını daha yavaş çırpıyordu. Bu modelle yapılan analizlerle böceğin etrafında oluşan hava akımları ve kuvvetleri ölçüldü. Sonuçta şaşırtıcı gerçeklerle karşılaşıldı. Böceğin kanadını çırpma yönünü gösteren resimler. Böcekler kanatlarını öne arkaya hareket ettirirler. Böcek kanadını öne çırparken, kanadın üstü yukarı bakar, arkaya çırparken ise kanadın altı yukarı bakar. Yapılan ölçümlerde, bu kompleks kanat çırpma tekniği ile, kanada yapışık sabit bir girdap oluştuğu tespit edilmiştir. Ön kenar girdabı adlı bu girdap, kanadı yukarı doğru emen bir kuvvet oluşturur. Bunun neticesinde böcek havalanır. Uçan Böceklerin Bilim Adamlarını Şaşırtan Sırrı Bilim adamları böceği taklit ederek oluşturdukları modeli analiz ettiklerinde şu bulgulara ulaşmışlardır: Sineğin kanat hareketleri neticesinde büyük bir girdap oluşmaktadır. Bu girdap kanadın üstüne ilişik vaziyettedir. Girdap neticesinde kanat yüzeyine dik bir emme kuvveti meydana gelmektedir. Sonuç olarak da böcekte hem yükselme hem de sürükleme kuvveti oluşmaktadır.( Dickinson, M.H. (2006) Insect Flight. Current Biology 16, 309-314) Böceklerin uçmasına sebep olan ana kuvvet budur. Ancak yapılan araştırmalar, başka kuvvetlerin de varlığını göstermektedir. Uçan böcek, bu kuvvetleri de uçmak ve manevra yapabilmek için kullanmaktadır. Bir tenis topunun dönmesi sırasında topun yukarı dönüşlü veya aşağı dönüşlü olmasına göre top alçalır ya da yükselir. Yukarı dönüşlü toplarda topun arka yüzeyinde olan bir nokta yukarı doğru hareket eder. Ondan sonra aşağıya doğru hareket eder. Aşağıya dönüşlü toplarda ise bunun tam tersi bir hareket olur. Tenis topları örneğinde olduğu gibi hareket eden cisim, dönüş yönüne göre alçalıp, yükselebilir. İşte uçan böcekler, bu prensibi ustalıkla uygularlar. Kanatlarını öne arkaya hareket ettirirken aynı anda kanatlarının dönme yönünü değiştirirler.( http://www.sciam.com/2001/0601issue/0601dickinson.html; Michael Dickinson, Scientific American, Solving the Mystery of Insect Flight, June 2001) Dönüş hızının kanat çırpma hızına göre geç veya erken oluşu, böceğin alçalmasına veya yükselmesine sebep olur. Böcek eğer kanadı geç döndürürse kanadın ön kenarı hareket yönüne göre öne hareket etmiş olur. Böylece tıpkı yukarı dönüşlü top örneğinde olduğu gibi, kanada aşağıya doğru bir kuvvet uygulanır.( A.g.e.) Hatta böcek iki kanadın dönüş hızlarını farklı tutarak sağa sola manevraları ustalıkla yapar. Çünkü bir kanada yukarı doğru bir kuvvet uygulanırken diğer kanada aşağıya doğru bir kuvvet uygulanır. Bu da böceğin dönmesine sebep olur. Böceğin rahat uçabilmesi için iz yakalama adlı bir yol daha vardır. (Dickinson, M.H. (2006) Insect Flight. Current Biology 16, 309-314) Burada da incelikli bir hesap vardır. Bir gemi suda hareket ederken gerisinde direnci azalmış su bölgeleri bırakır. Böcekler de kanat çırpmaları sayesinde, havada direnci azalmış izler bırakırlar. Böceğin kompleks kanat çırpma biçimi bu izleri kullanarak ustalıklı bir şekilde yükselip alçalmasını sağlamaktadır. Görüldüğü üzere böcekler kompleks hesaplar yapabilmekte ve bunu mükemmel bir şekilde kullanarak uçabilmektedirler. Elbette ki sineklerde tecelli eden bu yüksek akıl, Allah’ın hayranlık uyandıran sanatlarından biridir.
Ey insanlar, (size) bir örnek verildi; şimdi onu dinleyin. Sizin, Allah’ın dışında tapmakta olduklarınız -hepsi bunun için bir araya gelseler dahi- gerçekten bir sinek bile yaratamazlar. Eğer sinek onlardan bir şey kapacak olsa, bunu da ondan geri alamazlar. İsteyen de güçsüz, istenen de. (Hac Suresi, 73)

Istakozların Kare Prizmalardan Oluşan Gözleri
on 10 Ocak 2010 Pazar
/
Istakoz gözü diğer birçok canlının gözünden farklı olarak "kırılma" değil, "yansıma" prensibiyle çalışır. Istakoz gözünün ilk dikkat çeken özelliği, yüzeyinin çok sayıda kareden oluşmasıdır. Bu kareler, son derece düzgündür. Amerikalı biyolog Hartline, Science dergisindeki bir makalesinde şöyle der: "Istakoz bugüne kadar gördüğüm en dikdörtgene benzemez canlıdır. Ama mikroskop altında, ıstakozun gözü kusursuz bir grafik kağıdına benzemektedir." Istakoz gözü üzerindeki bu düzgün kareler, aslında birer kare prizmanın ön yüzeyidir. İşin daha da dikkat çekici yanı ise, ıstakoz gözündeki bu kare prizmaların her birinin iç yüzeyinin "ayna" yapısında olmasıdır. Bu ayna benzeri yüzeyler ışığı kuvvetli biçimde yansıtır. Bu tasarımın en önemli noktası ise, bu ayna yüzeylerden yansıyan ışığın, daha arka taraftaki retina üzerine kusursuz bir biçimde odaklanmasıdır. Gözün içindeki bu prizmalar öyle bir açıyla yerleştirilmiştir ki, hepsi ışığı hatasız bir biçimde tek bir noktaya yansıtır. Istakoz gözündeki bu tasarımın evrim teorisi adına çok büyük bir sorun oluşturduğu ise açıktır. Öncelikle, göz, "indirgenemez komplekslik" özelliğine sahiptir. Eğer bu gözün ön kısmındaki kare hücreler ve bu hücrelerin yansıtma özelliği olmasa veya arkadaki retina tabakası bulunmasa, göz hiçbir şekilde işlev görmeyecektir. Dolayısıyla ıstakoz gözünün "kademe kademe" oluştuğu ileri sürülemez. Bu denli mükemmel bir tasarımın bir anda tesadüfen oluştuğunu öne sürmek ise, tümüyle akıl dışıdır. Açıktır ki, Allah, ıstakozun gözünü bu mükemmel sistemiyle birlikte yaratmıştır.
İncir-Yabanarısı İş Birliği
/
Borneo'da yetişen boğazlayan türü incir ağacı, bir tür yabanarısı ile ortak bir yaşam sürdürür. İncir, yabanarılarının yumurtaları için güvenli bir barınaktır. Buna karşılık yabanarıları da polenlerini taşıyarak incirin döllenmesine yardımcı olurlar. İncirin olgunlaşması ile birlikte incirin içine bırakılmış olan yabanarısı larvaları da olgunlaşır. Haftalar sonra yumurtalardan kanatsız ve kör olan erkek yabanarıları çıkar. Erkek arılar çiçeğin dişi organının duvarlarını açarak içeriye girer ve burada bulunan dişi yabanarısı ile çiftleşirler. Erkek yabanarısının kısa hayatındaki son görevi eşi için bir çıkış tüneli açmaktır. Erkekler genellikle yüzeye çıkar çıkmaz ölür. Hamile dişi yabanarısı yumurtalarını bıraktığı incirin içinde bulunan erkek çiçekten aldığı polenleri taşıyarak birbirine bağlar. Bulunduğu ağaçtan başka bir tanesine doğru uçarak, olgunlaşmamış incirin alt kısmındaki dişi organın bulunduğu yere girer. İncirin içindeki labirentler boyunca ilerler. Yumurtalığının ulaştığı her çiçeğin dişi organına bir yumurtasını bırakır ve çiçeğin polenlerini her yere sürer. Dişi yabanarısı da erkek gibi görevini tamamladığında ölür. Bir süre sonra dişi yabanarısının bıraktığı yumurtalardan yeni yabanarıları çıkar. Bunlar da polenlerle kaplı olarak daha önce erkek yabanarısı tarafından açılan tünelden dışarı çıkarlar. Ve üreme zincirine devam etmek için başka bir incire geçerler. (evrimefsanesi.com) Yabanarısının böyle bir yöntemi kendi kendine bulması, kendi iradesiyle bu zinciri oluşturmaya karar vermesi ve bunu diğerlerine öğretmesi imkansızdır. Bu detayların tümü Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah tarafından yaratılmıştır.
Böceklerdeki Uçuş Mucizesi
on 9 Ocak 2010 Cumartesi
/
Uçan Böcekler Kanatlarını Kuşlardan Farklı Yönde KullanıyorlarBöceklerin kanatlarını çırpması, birkaç istisna dışında, “aşağı-yukarı” yönlerde değil, “ön-arka” doğrultusundadır.( a.g.e.) Bu, gerçekten ilginç bir durumdur. Çünkü bu canlıların kanatlarını öne arkaya hareket ettirerek uçmaları mucizevi bir başarıdır. Böcek kanatlarını öne doğru iterken kanadının üst yüzü yukarı bakar, kanadın arkaya hareketinde ise kanadın altı yukarıya bakmaktadır. Örneğin bilim adamları sineğin uçuşunun hayret verici olduğunu şu şekilde anlatmışlardır: “İlk bakışta, sinek her şeyi yanlış yapıyor gözüküyor. Birincisi, sertlik için biraz buruşmuş da olsa, düz bir kanadı vardır ve herhangi bir aerodinamik yüzeyden yoksundur. İkincisi kanatlarını havada akım ayırma ve tutunma kaybı açılarının sınırlarının üzerinde hareket ettiriyorlar. Aerodinamik kurallara uymamalarına rağmen, sinekler uçmayı nasıl başarıyor?” (A.g.e) Sineğin bu gizem dolu uçuşunun sırrını çözmek için yapılan matematiksel hesaplamalar ve bilgisayar analizleri o kadar kompleksti ki, bilim adamları en güçlü bilgisayarlarla bile sonuca ulaşamadılar. ( www.sciam.com ; Michael Dickinson, Scientific American, Solving the Mystery of Insect Flight, June 2001) Bunun üzerine bilim adamları, uçan böceklerin bir tür modelini çıkarttılar. Bu model, sineğin boyutlarından daha büyüktü ve kanatlarını daha yavaş çırpıyordu. Bu modelle yapılan analizlerle böceğin etrafında oluşan hava akımları ve kuvvetleri ölçüldü. Sonuçta şaşırtıcı gerçeklerle karşılaşıldı. Böceğin kanadını çırpma yönünü gösteren resimler. Böcekler kanatlarını öne arkaya hareket ettirirler. Böcek kanadını öne çırparken, kanadın üstü yukarı bakar, arkaya çırparken ise kanadın altı yukarı bakar. Yapılan ölçümlerde, bu kompleks kanat çırpma tekniği ile, kanada yapışık sabit bir girdap oluştuğu tespit edilmiştir. Ön kenar girdabı adlı bu girdap, kanadı yukarı doğru emen bir kuvvet oluşturur. Bunun neticesinde böcek havalanır. Uçan Böceklerin Bilim Adamlarını Şaşırtan Sırrı Bilim adamları böceği taklit ederek oluşturdukları modeli analiz ettiklerinde şu bulgulara ulaşmışlardır: Sineğin kanat hareketleri neticesinde büyük bir girdap oluşmaktadır. Bu girdap kanadın üstüne ilişik vaziyettedir. Girdap neticesinde kanat yüzeyine dik bir emme kuvveti meydana gelmektedir. Sonuç olarak da böcekte hem yükselme hem de sürükleme kuvveti oluşmaktadır.( Dickinson, M.H. (2006) Insect Flight. Current Biology 16, 309-314) Böceklerin uçmasına sebep olan ana kuvvet budur. Ancak yapılan araştırmalar, başka kuvvetlerin de varlığını göstermektedir. Uçan böcek, bu kuvvetleri de uçmak ve manevra yapabilmek için kullanmaktadır. Bir tenis topunun dönmesi sırasında topun yukarı dönüşlü veya aşağı dönüşlü olmasına göre top alçalır ya da yükselir. Yukarı dönüşlü toplarda topun arka yüzeyinde olan bir nokta yukarı doğru hareket eder. Ondan sonra aşağıya doğru hareket eder. Aşağıya dönüşlü toplarda ise bunun tam tersi bir hareket olur. Tenis topları örneğinde olduğu gibi hareket eden cisim, dönüş yönüne göre alçalıp, yükselebilir. İşte uçan böcekler, bu prensibi ustalıkla uygularlar. Kanatlarını öne arkaya hareket ettirirken aynı anda kanatlarının dönme yönünü değiştirirler.( http://www.sciam.com/2001/0601issue/0601dickinson.html; Michael Dickinson, Scientific American, Solving the Mystery of Insect Flight, June 2001) Dönüş hızının kanat çırpma hızına göre geç veya erken oluşu, böceğin alçalmasına veya yükselmesine sebep olur. Böcek eğer kanadı geç döndürürse kanadın ön kenarı hareket yönüne göre öne hareket etmiş olur. Böylece tıpkı yukarı dönüşlü top örneğinde olduğu gibi, kanada aşağıya doğru bir kuvvet uygulanır.( A.g.e.) Hatta böcek iki kanadın dönüş hızlarını farklı tutarak sağa sola manevraları ustalıkla yapar. Çünkü bir kanada yukarı doğru bir kuvvet uygulanırken diğer kanada aşağıya doğru bir kuvvet uygulanır. Bu da böceğin dönmesine sebep olur. Böceğin rahat uçabilmesi için iz yakalama adlı bir yol daha vardır. (Dickinson, M.H. (2006) Insect Flight. Current Biology 16, 309-314) Burada da incelikli bir hesap vardır. Bir gemi suda hareket ederken gerisinde direnci azalmış su bölgeleri bırakır. Böcekler de kanat çırpmaları sayesinde, havada direnci azalmış izler bırakırlar. Böceğin kompleks kanat çırpma biçimi bu izleri kullanarak ustalıklı bir şekilde yükselip alçalmasını sağlamaktadır. Görüldüğü üzere böcekler kompleks hesaplar yapabilmekte ve bunu mükemmel bir şekilde kullanarak uçabilmektedirler. Elbette ki sineklerde tecelli eden bu yüksek akıl, Allah’ın hayranlık uyandıran sanatlarından biridir.
Ey insanlar, (size) bir örnek verildi; şimdi onu dinleyin. Sizin, Allah’ın dışında tapmakta olduklarınız -hepsi bunun için bir araya gelseler dahi- gerçekten bir sinek bile yaratamazlar. Eğer sinek onlardan bir şey kapacak olsa, bunu da ondan geri alamazlar. İsteyen de güçsüz, istenen de. (Hac Suresi, 73)
Makaleler








