Antikorlar proteinlerden, proteinler de aminoasitlerden oluşur. 20 farklı aminoasit, farklı sıralamalarda ardı ardına gelerek farklı proteinleri meydana getirir. Aminoasitlerin dizilimindeki bir hata, proteini işe yaramaz, hatta zararlı hale getirir. Dizilimde en ufak bir hataya bile yer yoktur.Aminoasitlerin hangi sırayla dizilip, hangi proteinin üretileceği, her bir proteinin bilgisi, hücre çekirdeğinde bulunan genlere yerleştirilmiştir.
İnsan vücudunda bir milyon civarında antikor üretildiğine göre, bir milyon gene ihtiyaç vardır. Oysa vücudumuzda üretilen bir milyon antikora karşılık yalnızca yüz bin gen vardır. Yani dokuz yüz bin gen eksiktir.
Peki nasıl olur da az sayıdaki genlerden, toplam gen sayısının on katı kadar antikor üretilebilir? İşte mucize bu noktada gerçekleşir. Hücre, sahip olduğu yüz bin geni, farklı kombinasyonlarda birleştirerek yeni antikorları üretir. Yüzbin gen kullanılarak sonsuz sayıda kombinasyon yapılabilir. Ancak hücre inanılmaz bir akılla, yalnızca 5200 temel kombinasyon kullanmakta ve 1.920.000 özel antikor üretmektedir.
Acaba hücre sonsuz ihtimal içinden, doğru kombinasyonlar yapmayı nasıl öğrenmiştir? Bir de bu hücre, kombinasyon yapma fikrine nasıl sahip olmuştur?
İnsanoğlunun daha kavrama aşamasında bile yetersiz kaldığı bir sistemin, düşünme ve akletme yeteneği olmayan bir hücrenin içine yerleştirilmiş olmasının çok özel bir anlamı vardır. Bu, sonsuz ilim sahibi Allah'ın yaratmasındaki benzersizliğin küçücük bir hücre üzerinde tecelli etmesidir. Allah, üstün ilminin herşeyi kuşattığını Kuran'da şöyle bildirmiştir:
"...Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O'na güç gelmez. O, pek yücedir, pek büyüktür." (Bakara Suresi, 255)








